www.anfitrap.com

rap burada yaşanır
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yahudilik'te vahiy anlayışı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ŦвSezqin Seven
α∂мιвιѕтяαтσя<
α∂мιвιѕтяαтσя
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1894
Yaş : 24
Nerden : AntalyA
Kayıt tarihi : 17/08/08

MesajKonu: Yahudilik'te vahiy anlayışı   Cuma Ağus. 22, 2008 11:50 pm

İlahi söz demek olan vahiy Allah'ın insanlara gönderdiği emir yasak ve tüm haberleri içeriyor. Peygamberler aracılığı ile iletilen bu emir ve yasaklar farklı yollarla geliyor. Dinlere göre de değişik işleniyor. İşte Yahudilik'te vahiy anlayışı...


Yahudilikte vahiy anlayışına geçmeden önce bu kavramın ne anlama geldiğini aktaralım. Vahiy Allah'ın peygamberleri aracılığı ile insanlara mesaj iletmesi anlamına geliyor. Bu suretle Allah bütün varlıklara yaratılış düzenine uygun hareket tarzlarını bildiriyor. Bu kavramın tam tarifi ise şöyle yapılıyor:

"Allah'ın genel olarak varlıklara hareket tarzlarını bildirmesi özel
olarak da insanlara ulaştırmak istediği ilahi emir yasak ve haberlerin
tümünü aracılı (vasıtalı) ya da aracısız (vasıtasız) bir tarzda gizli ve
hızlı bir yolla peygamberlerine iletmesidir."

Bu tarif ışığında Yahudilik'te vahiy anlayışını ele almak için önce bu
dinin peygamberlik anlayışına bakmak gerekiyor. Geçmişi birkaç bin yıl
gerilere giden bu dinin başta gelen özelliklerinden biri İsrailoğulları ile
Tanrı arasındaki "ahde" (sözleşmeye-antlaşmaya) kutsal kitaplarında geniş yer ayrılmasıdır. Bundan dolayı bu din "ahit" dini olarak da bilinir.

Yahudiliğe göre peygamberler Tanrı'nın isteği ile seçilmişlerdir. Yani
onları insanların içinden peygamber olarak seçip kutsal bir fonksiyon
yükleyen Tanrı'dır. Mesela İsrailoğulları'nın büyük peygamberlerinden
Samuel henüz çocukken Tanrı'nın kendisine hitap ettiğini duymuştur. O bu çağrıyı şöyle anlatır:

"Ben peygamber değildim peygamber oğlu da değildim; ancak ben sığır çobanı idim ve ceviz ağaçları tımar ederdim ve Rab beni sürünün arkasından aldı ve Rab bana dedi: Git kavmin İsrail'e peygamberlik et ve şimdi Rabbin sözünü dinle.." (Kitab-ı Mukaddes Amos 7/14-16)

Kitab-ı Mukaddes'te (Petrus'un Birinci mektubu 1/21 vd) peygamberler
insanla gizli görünmez kudret arasında irtibat sağlayan temsilcilik ve
aracılık görevini üstlenen kişiler olarak tanımlanır. Onlar sadece
sözcüdürler temasa geçtikleri üstün kudretin sözlerini insanlara
naklederler. Üstün varlıkla temasa geçtiklerinde kendi varlıkları silinir
kendi benliklerinden uzaklaşır ve ilahi kudret ile dolarlar. Yani
peygamberler kendilerine vahyeden Rab Yahve'nin mutlak iradesine
tabidirler ondan aldıkları ilahi mesajları insanlara tebliğ etmekle
yükümlüdürler. (Yahudililerin kutsal kitabında Allah'ın adı RabYahve ya da Yehova olarak geçer. Başlangıçta sadece Ulusal Tanrı olan Yahve daha sonra tek Tanrı'nın adı olarak kabul edilmiştir.)

Tevrat'ta peygamberliğin temel yasası şöyle ortaya konur:

"Allah'ın Rab senin için aranızdan kardeşlerinden benim gibi bir peygamber çıkaracak; onu dinleyeceksin" (Kitab-ı Mukaddes Tesniye 18/15)

"Ancak bir peygamber kendisine söylemeyi emrettiğim bir sözü küstahça benim ismimle söyler yahut başka ilahların ismiyle söylerse o peygamber ölecektir. Ve Rabbin söylemediği sözü nasıl bilelim? diye yüreğinden dersen; peygamber Rabbin ismiyle söylediği zaman o şey olmaz ve çıkmazsa Rabbin söylemediği şey odur; peygamber küstahlıkla söylemiştir ondan yılmayacaksın" (Kitab-ı Mukaddes Tesniye 18/20-22)

Bu sözlerden anlaşıldığına göre Tanrı'dan aldıkları bilgilerin dışında
şeyler nakledenler peygamber sayılmamaktadır.Yahudilik'te peygamberlerin görevi sadece ilahi emirleri almak değil aynı zamanda Rab Yahve'nin söz ve emirlerini insanlara bildirmektir.

Yahudi geleneğine göre vahyin kaynağı Rab Yahve muhatabı insanlar aracısı ise peygamberlerdir. Rab Yahve'nin emir ve isteklerini onun iradesi doğrultusunda İsrailoğulları'na ileten peygamberlerin bilgi vasıtaları da vahiydir. Mesela Tevrat Babil esareti sonrasından başlamak üzere kelime kelime Rab Yahve tarafından Hz. Musa'ya vahyedilmiştir. 7704 kelimeden oluşan Tevrat'ın Çıkış kitabında Yahve'nin buyruklarını taşıyan taş levhalarını vermek için Musa'yı yanına çağırdığı ve ona iki levha verdiği ancak kavminin puta tapmasına kızan Musa'nın levhaları yere atıp kırdığı yazılıdır. (Çıkış 24/12-14)

Her ne kadar Yahudilik'te Rab Yahve'den aldıkları emirleri insanlara
ulaştıranların peygamberler olduğu belirtiliyorsa da bunlardan başka bazı insanların da Tanrı'dan vahiy aldıkları kabul edilmektedir. Mesela
Yahudilere göre kral sayılan Davud ve Süleyman da peygamber olmadığı halde vahiy almıştır.

Yahudiler vahyin peygamberlere bazı yollarla geldiğine inanırlar. Bunları şöyle sıralamak mümkün:

1. Teofani: Hiçbir aracı olmaksızın Rab Yahve ile doğrudan bağlantı kurarak vahiy almak demektir. Yahudilere göre böyle bir vahiy şekli sadece Hz. Musa'ya bahşedilmiştir. (Sayılar 12/6-Cool (İslam da bu tür bir vahiyden sözetmekle birlikte bunun sadece Hz. Musa'ya verilen bir vahiy tarzı olmadığını aynı şekilde Hz. Muhammed'in de Miraç'ta bu tür bir vahye mazhar olduğunu kabul eder.)

2. Rüya: İlahi bilgiye ulaşmanın yollarından biri de rüyadır. Ahd-i Atik bu
yolla bir vahyi ancak Tanrı'nın kendilerinden hoşnut olduğu bazı şahısların alabileceğine haber verir. Mesela Hz. Yakup'un peygamberliği rüya yoluyla tasdik edilmiş Hz. Yusuf'a geleceği rüyada bildirilmiş ve Hz. Süleyman bu yolla Rab Yahve'den vahiy almıştır. (Tekvin 28/11-14; 37/5; I. Krallar 3/4-15). Ancak bu tür bir rüya peygamberlere mahsustur. Bu nedenle her rüya gören kişinin rüyası makbul sayılmaz. Genellikle sahte peygamberler bu yolla kendilerine vahiy geldiğini iddia ederler.

3. Rabbin İzzetinin Tecellisi: Ahd-i Atik'te Rab Yahve'nin sadece
peygamberlere değil bütün insanlara izzetiyle tecelli ettiği belirtilerek
bunun iki şekilde gerçekleştiği vurgulanır. Birisi Rabbin izzetinin bütün
yeryüzünü doldurmasıdır ki burada Rab Yahve'nin yüce izzeti yaratma
olayında ve olaylara müdahale etmesinde ortaya çıkar. (İşaya 40/4; 42/7; 48/10)

Diğeri ise Rab Yahve'nin yüce izzetinin dolaylı olarak değil de doğrudan
belirmesidir. Hz. Musa Rabbinin izzetini görmek istediğinde ona Rabbin
yüzünü görme izni verilmemiştir. Çünkü Rab Yahve "İnsan beni görüp de
yaşayamaz" buyurmuştur. (Çıkış 33/20) (Bu olay Kuran'da Araf suresi 143. ayette de anlatılır: "Musa bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de
kendisiyle konuşunca şöyle yakardı: 'Rabbim göster bana kendini göreyim seni.' Dedi: 'Asla göremezsin beni. Ama şu dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin.' Rabbi dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: 'Tespih ederim o yüce varlığını tövbe edip sana yöneldim. İman edenlerin ilkiyim ben.'")

4. Tanrı'nın kelamı (sözü): Doğrudan Tanrı'nın sesiyle yapılan bir vahiy
şeklidir. Aslında bu bütün halka yöneliktir. Ancak Yahve halka hitap etmek için aracılar ve sözcüler kullanmıştır. Kelamın aracıları ve sözcüleri ise peygamberlerdir. (Tesniye 4/10-13) Bu tarz vahiy için "Yahve dedi konuştu" ifadesi yerine "Rabbin sözü falana geldi" kalıbı kullanılır. (Yeremya 1/2 4 11 13; Hezekiel 3/16; Zekarya 4/Cool. Ancak Rab Yahve'nin kelamı sadece peygamberlere gelmemiş Hz. Adem Kabil Hz. Nuh ile kral olarak kabul edilen Hz. Davud ve Süleyman'a da gelmiştir.

5. İlahi Ruh: Burada sözü edilen ruh vahyin gelişinde vasıta olan Yahve'nin ruhu Kutsal Ruh'tur. Hz. Musa'yı hem peygamber hem de kanun koyucu olarak yönlendiren bu Ruh'tur. (Sayılar 11/25-27; Tesniye 34/9; İşaya 43/11) Rab Yahve İsrailoğulları'na gerek şeriatını gerekse sözlerini bu Ruh'un vasıtasıyla göndermiştir. (Zekarya 7/12) Kısaca peygamberler hep bu Ruh ile harekete geçirilmişlerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Yahudilik'te vahiy anlayışı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
www.anfitrap.com :: dinler :: yahudilik-
Buraya geçin: