www.anfitrap.com

rap burada yaşanır
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Tupacın 1994'te kayıt stüdyosunda vurulma anı ( kendi ağzından )

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
shadex_xolcha
BY_SAHİP
 BY_SAHİP
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 812
Yaş : 28
Nerden : antalya
Kayıt tarihi : 04/08/08

MesajKonu: Tupacın 1994'te kayıt stüdyosunda vurulma anı ( kendi ağzından )   Perş. Ağus. 14, 2008 2:40 am

Bizi Quad Stüdyosundaki o geceye geri g**ürebilir misin?

Vurulduğum geceye mi? Tabii. Ron G. New Yorkta bir DJ. Bana evine gelip gelemiyeceğimi sordu. Bir şarkı yapmamı istedi. Beni tabi gelirim dedim. Eve ben, Stretch ve birkaç arkadaş gittik. Şarkıyı yaptıktan sonra Booker isimli adamdan telefon aldım. Bana Little Shawn'un kaseti için bir şarkı yapmamı söyledi. Ben de "peki, bana 7000 dolar verin yaparım" dedim. "Param var, gel" dedi. Biraz ot içtim beni yine aradı. "Nerdesin, niye gelmiyon" dedi. Ben de "geliyom bekle" dedim.

Onu tanıyor muydun?

Onunla birkaç arkadaş aracılığıyla tanışmıştım. Artık kirli işleri bırakmak istiyordu, bu yüzden ona iyilik yaptığımı sanıyordum. Onu yönü sormak için aradığımda "param yok" dedi. Ben de "paran yoksa gelmiyorum" dedim. Telefonu kapattı ve yine aradılar. "Andre Harrel'i arıyacam, parayı alıcağını kesinleştiricem ama parayı kendi cebimden vericem" dedi. Ben de "peki geliyorum" dedim. Binaya doğru giderken biri üst kattan bağırdı. Lil Ceasardı. Biggie'nin arkadaşı. Bu yüzden rahatladım.

Yani binaya girmek...

Korktum çünkü bu adam kavga ettiğim birini tanıyordu. Polise söylemek istemedim ama bütün dünyaya söyleyebilirim. Nigel beni Bookerla tanıştırmıştı. Herkes paramın az olduğunu biliyordu. Bütün konserlerim iptal ediliyordu, kasetlerden aldığım paralar avukatlara gidiyordu, filmlerden aldığım paralarda ailem için gidiyordu. Bu yüzden millet için rap yapıyodum ve para kazanıyordum.

Nigel denen kişi kim?

Above The Rim çekimlerinde bütün gün onla eğlenirdik. Bana geldi ve "sana bakıcam artık başın belaya girmeyecek" dedi.

Nigel'in diğer adı da Trevor değil mi?

Evet, Trevor diye biri var ama Nigel her iki adı da kullandı. Onlara yakınlaştım. Beni alışverişe g**ürdüler, Rolex ve mücevherler aldım. Beni olgunlaştırdılar. Brooklyneki tüm gangsterlerle tanıştırdılar. Nigel'in ailesiyle tanıştım, çocuğunun doğum günü partisine gittim. Ona güvendim. Anlıyo musun? Nigel'i de filme almaya çalıştım ama istemedi. Bu çok garip geldi bana. Hiç bir filmde oynamak istemeyen zenci görmemiştim.

Vurulma gecesine dönelim mi, yanında kimler vardı?

Arkadaşım Stretch, adamı Fred, kız kardeşimin erkek arkadaşı Zayd. Korumam yok zaten. Stüdyoya gittiğimizde dışarda asker kıyafetli biri vardı. Şapkası yüzünü kapatıyordu, kapıya gideken bakmadı. Hiç bir zencinin kıskançlıkla ya da saygıyla bana selam vermediğini görmemiştim. Bu adam sadece kim olduğuma baktı ve yine kafasını indirdi. Lobide bana birşey olabileceğini hiç düşünmemiştim. Kapının açılmasını beklerken de içerdi bi adam vardı o da hiç bakmadı.


Bunların ikisi de siyah?

Evet 30 yaşlarında siyah adamlar. Ben de "bu adamlar Biggie için güvenlik heralde" diye düşündüm çünkü asker giysilerinden Brooklynli oldukları belliydi. Sonra "Biggie'nin arkadaşları bile beni seviyor bu adamlar niye hiç bakmıyorlar" diye düşündüm. Asansörün düğmesine bastım. Bu arada içeri 9mmlik tabancalarla birileri girdi. "Kimse kıpırdamsın, herkes yere, ne bokunuz varsa verin" dediler. Ne yapmalıyım dedim kendi kendime. Stretch'in kavga ediceğini sanıyordum çünkü Stretch onlardan çok daha uzundu. Zenciler soyguna gittiklerinde ilk en büyük zenciyi vururlar ama Stretch'e dokunmadılar, hemen bana doğru geldiler. Herkes patates gibi yere düştü, ben donup kaldım. Cesur olduğumdan filan değil sadece yere inemedim. Beni aramaya başladılar silahlımıyım diye. "Mücevherlerini çıkar" dediler. Çıkarmadım. Açık derili adam benim üstümdeydi, gazete okuyan adamda Stretch'in üstündeydi ve benim üstümdeki adama "vur o..spu çocuğunu, s..tir et" dedi. O zaman biraz tırstım çünkü adam silahı mideme tutuyordu. Tüm düşündüğüm sidik kesemdi. Silahı biraz yana itmek için elimle hamle yaptım, ateş etti, ayağımda hissettim. T.şaklarımdan vurulduğumu bilmiyordum. Yere düştüm. "Pac ölü taklidi yap" diye düşündüm. Beni tekmelemeye başladılar. Ateş etmeyin demedim, hiç sesimi çıkartamadım. Eşyalarımı ben yerdeyken kapmaya başladılar. Gözlerim kapalıydı ama titriyordum, durum beni titretiyordu. O sıra kafamın arkasında çok kuvvetli birşey hissettim. Beni tekmelediler veya silahın arkasıyla vurduklarını sandım. Herşey beyazlaştı, bembeyaz. Hiçbir şey duymuyordum, hiçbir şey hissetmiyordum. İçimden bilincimi yitirdim dedim ama bilinçliydim. Onu bir daha hissetim. Şimdi duyabiliyordum, görebiliyordum. Bilincim yerine gelmeye başlamıştı. Bir daha yaptılar, yine bilincimi yitirdim, herşey beyaz oldu, bana vurdular yine bilincim yerine geldi.

Konuşurken adlarını söylemediler mi hiç?

Hayır, ama beni tanıyorlardı yoksa aramazlardı. Bana çok kızmış gibiydiler; tekmelemelerini hissettim başka hiç kimseye vurmadılar. Ben de "ohh o..spu çocuğu, oh, ahh" diyordum. Çok sert tekmeliyorlardı. Bilincimi yitirdiğimde kafamda kan filan hiçbir şey hissetmiyordum tek hissettiğim karnımın çok pis acımasıydı. Kız kardeşimin erkek arkadaşı ben çevirdi ve "iyi misin" dedi. Ben de "vuruldum, vuruldum" dedim. Fred de vurulduğunu söylüyordu ama o kurşun benim bacağım içinden geçen kurşundu. Ayağa kalktım ve kapıya doğru yürüdüm orda duran bir polis arabası gördüm. "polis geliyo ben daha üst kata çıkmadım" dedim. Topallıyordum, hiçbir şey hissetmiyordum. Ayaklarım uyuşmuştu. Üst kata çıktığımızda çevreme batım ve çok korktum.

Neden?

Çünkü Andre Harrel ordaydı, Puffy, Biggie. Nerdeyse 40 zenci vardı. Hepsinin üzerinde mücevherler vardı, benimkilerden fazla. Bookerı gördüm. Yüzü beni gördüğüne şaşırmış gibiydi. Neden ki? Ben zile basıp üstte çıkacağımı söylemiştim. Little Shawn ağlamaya başladı. Kontrolsüzce ağlıyordu. "Aman Tanrım, Pac oturmalısın" dedi. Garip hissediyordum. Acaba niye oturmamı istiyorlar diye düşündüm.

Çünkü 5 el vurulmuştun.

Kafamdan vurulduğumu daha bilmiyordum. Hiçbir şey hissetmedim. Pantolonumu açtım, Karl Kani (bi giysi markası) pantolonumun üstünde barutu ve deliği görebiliyordum. Pantolonumu indirmek istemedim çünkü s*kimin orda olup olmadığını bilmiyordum. Sadece bir delik gördüm ve "bana biraz ot yuvarlayın" dedim. Kız arkadaşımı aradım ve "vuruldum, annemi ara ve ona da söyle" dedim. Kimse bana yaklaşmadı, hatta bakmıyorlardı bile. Andre Harrel bakmıyordu. Son 2-3 gün onla yemeğe çıkardım. New York Undercover çekimlerine beni davet etmişti, bana iş bulacağını söylemişti. Puffy de arkada duruyordu. Puffyi de tanıyordum. Biggie çıkmadan ona ne kadar yardım ettiğimi bilir.

Ordakiler üzerindeki kanları gördüler mi?

Bana "başın!, başın kanıyor" demeye başladılar. Ben silahla kafama vurdular sandım. Sonra ambulans ve polisler geldi. İlk gördüğüm polis taciz davasında bana karşı kürsüyü alan polisti. Yüzü gülüyordu ve t*şaklarıma bakıyorlardı. "Ne var ne yok, Tupac, nasıl gidiyor" dedi.

Belleuve Hastanesine vardığımızda doktor "Aman Tanrım" dedi. Ben de "ne, ne var" diyordum. Diğer doktorlara "şuraya bakın, şurdaki barut", kafamdan bahsediyorlardı. "şurası giriş yarası, şurası da çıkış". Öyle yaptığı zaman delikleri hissettim. Bayıldığım noktalar oralardı. Kendi kendime "s*ktir, beni kafamdan vurmuşlar" dedim. "Ne kadar şanslısın bilemezsin, 5 kere vurulmuşun" dediler. Bu çok garipti. İnanmak istemedim. Ben sadece ilkini hatırlayabiliyordum sonra herşey beyazlaşmıştı.

Hiç öleceğini düşündün mü?

Hayır, yemin ederim ki. O zencilerin silahı ilk çekişlerinden beri Tanrı'nın beni koruduğunu hissettim. Beni tek inciten şet Stretch'in ve diğerlerinin yere yatmalarıydı. Kurşunlar acıtmadı. Aslında iyileşene kadar hiçbir şey acıtmadı. Yürüyemedim, kalkamadım ve elim s*kilmişti. Gazetelere bakıyordum ve hepsi hakkımda yalan söylüyordu.

Seni en çok sıkan haber hangisiydi?

Ben en çok sıkan şey, olayı benim planlamış olmamdan bahseden bir herifti. Onu okuduğumda bebek gibi, kancık gibi ağlamaya başladım. İnanamadım. Beni parçaladı. Sonra haberler üzerimde silahımın ve otumun olduğunu söylüyorlardı. Kurban ben olduğum halde olayı ben yapmışım gibi gösteriyorlardı.

O zamana kadar çok ağrın oldu mu?

Evet başım ağrıyordu, bağırarak uyanıyordum. Kabuslar görüyordum. Rüyalarımda hala beni vuruyorlardı. Tek gördüğüm şey o zencilerin silah çekişleri ve adamın "o o...pu çocuğunu vur" demesiydi. Sonra çok pis terlemiş olarak kalkıyordum ve başım ağrıyordu. Bellevue'deki psikiyatrist buna "travma-sonrası stres" dedi.

Hastaneden ne zaman taburcu oldun?[/b]

Diğer gece. Bana yardım ediyorlardı ama ben bilim tasarısıymışım gibi hissettim. İçeri gelip s*kime bakıp duruyorlardı. Bu da pek iyi bir durum değildi.

Belleuve'den ayrıldım ve New York'a gittim. Bana bir telefon verdiler ve "Burda güvencedesin, kimse burda olduğunu bilmiyor" dediler. Sonra telefon çaldı ve biri "Hala ölmedin mi" dedi. Bu o...pu çocuklarının hiç insafı yok. Ailem beni güvenli bir yere g**ürdü. Onlar New York'ta benimle ilgilenen tek kişi.

_________________
ölmek kaderde vardır kaderde olan yaşanır..

-*__elbet her nesil ölümü tadacaktır__*-

ARADIĞINIZ KİŞİYE ŞU AN ULAŞILAMIYOR LÜTFEN 460 GÜN SONRA TEKRAR DENEYİNİZ...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ŦвSezqin Seven
α∂мιвιѕтяαтσя<
α∂мιвιѕтяαтσя
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 1894
Yaş : 23
Nerden : AntalyA
Kayıt tarihi : 17/08/08

MesajKonu: Geri: Tupacın 1994'te kayıt stüdyosunda vurulma anı ( kendi ağzından )   Salı Ağus. 26, 2008 9:27 pm

saol kardeşim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Tupacın 1994'te kayıt stüdyosunda vurulma anı ( kendi ağzından )
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» warpforce üye olma
» TeamSpeak'a Nasil Katilicam ve R Olucam Diyenler<<<<
» İsmail Hazar ''9'' FuLL ALbüm

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
www.anfitrap.com :: ..::rap_hiphop::.. :: ..::yabancı rap::..-
Buraya geçin: